psikiyatri antalya

Bilişsel Terapi

Bilişsel terapi 1960'lı yıllarda Aaron back tarafından geliştirilen psikolojik tedavi kuramı ve uygulamasının genel adıdır.

Biliş; olayları algılayış şeklimiz, inançlarımız, zihinsel tutumlarımızdır.

Bilişsel terapi kognitif modele dayanır, Bu ekol birçok ruhsal bozukluğun altında işlevsel olmayan çarpıtılmış düşünce biçimlerimizin olduğuna inanır, Olayları algılama biçimimizin bizim duygusal tepkilerimizi etkilediği gerçeği bilişsel terapinin ana çıkış noktasıdır.

Duygularımız ve
davranışlarımız, olayları izah etme tarzımızdan
oluşuyor.

Başka bir ifadeyle biz olaylardan değil,
olaylara bakış açımızdan ve onları görme tarzımızdan
etkileniyoruz...

Yaniii bizi hasta yapan düşüncelerimizdir

"OLAYLARI OLDUĞU GİBİ DEĞİL, OLDUĞUMUZ GİBİ GÖRÜRÜZ".

Boş bir levha gibi doğarız, çevremizden bize üç tür mesaj gelir;

-Kendimizin ne olup olmadığıyla ilgili bilgi

-Diğer insanların ne olup olmadığıyla ilgili bilgi

-Yaşadığımız dünyanın ne olup olmadığıyla ilgili bilgi

Biz bunlara TEMEL İNANÇLAR diyoruz. Hiç birimiz normalde bunların farkında değiliz. Sadece bunların etkileri olayları değerlendirmemizde ve olaylara verdiğimiz tepkilerde ortaya çıkar. Bir bebeğe " sen bir tanesin, özelsin, akıllısın, beceriklisin, değerlisin..." iletileri gelse bebek kendisine giydirilen giysiyi yaşamı boyunca taşır

BEN BANA VERİLENİM"

Çok küçük yaşlardan itibaren olumlu olumsuz inançların her birinin bir çekirdeği olur içimizde. Yaşımızın ilerlemesiyle kurduğumuz ilişkilerle, çekirdeklerin kimisi çok küçük kalırken kimisi büyümeye başlar.

Başaramayacağım çekirdeği büyük olan kişi her işte kendisini başarısız hisseder.

Bazı olumsuz düşünceler otomatikleşmiştir. Kişi bunların farkında değildir, birden bire ortaya çıkarlar. Yaşadığımız olayları çarpıtılmış şekilde algıladığımızda, duygusal tepkilerimiz de üzüntülü olacaktır. Bu nedenle yaşadıklarımızı doğru algılayabilmek son derece önemlidir. Bu noktada  bilişsel davranışçı tedavi devreye girer.

Olumsuz düşünceler incelendiğinde bunların 'bilişsel çarpıtmalar' içermekte olduğu saptanmıştır. İlk başta bunu fark etmeyebiliriz, ancak bu düşünceler incelendiğinde mantıksız ve hatalı olduklarını görebiliriz.  Bu şekildeki olumsuz düşüncelerin, çarpıtılmış düşünce şekillerinin hastanın duygularını nasıl etkilediğinin farkına varılması, bu aslı olmayan düşüncelerin nasıl otomatik olarak geldiğinin görülmesi önemlidir. Bu negatif otomatik düşünceler, bilişsel çarpıtmalar depresyonun devamını sağlar. Olumsuz  düşünceleriniz, inançlarınızı etkiler; bu inançları sorgulamadan kabul ettiğinizde bilişsel hatalar doğar.

Genellemeler zihnin bilişsel çarpıtmalarıdır. Otomatik olarak ortaya çıkarlar bunlar ortadan kalkmadığı sürece kişiyi mutsuz ederler.

O halde bir insanın ruhsal durumunu düzeltmek (tedavi etmek) kendisine zarara veren duygularını ve davranışlarını değiştirmek için bu düşünce inanç ve tutumları gerekçi bir biçimde yeniden değerlendirerek olur.

Bilişsel terapide bu anlatılan süreç başarıyla gerçekleştiği zaman hem bireyin tedavisinden söz etmek hem de o bireyde ileride oluşabilecek yaşam stresleri karşısında kendini koruyabilen, psikolojik donanımlı, kendini eğitebilen bir birey haline gelmesi söz konusudur.

Bilişsel terapi sürekli pozitif düşünme alışkanlığı yaratmak değil- gerçekçi düşünme alışkanlığını kazandırmaktır.

İşte bilişsel terapinin bize kazandırdığı en önemli özelik bireyin alışmış olduğumuz zihinsel (bilişsel) çarpıtmaları bir kenara koyup gerçekçi ve işlevsel düşünme alışkanlığını yaratmaktır.

Terapiye ilk aşamada bireyin çeşitli olaylar ve durumlar hakkında zihninden geçen otomatik düşünceleri yakalamasıyla başlanır. Birey bu noktada başarılı oldukça bu düşünceler yeniden sorgulanarak terapi ilerler.

Dayandığı temel itibarıyla diğer psikoterapilerden farklı olan kognitif terapinin tedavi uygulamaları süreç ve içerik olarak yapılandırılmıştır. Öncelikle kişinin güncel sorunlarına odaklanır, süre olarak daha sınırlı, ve daha çok sorun çözme hedeflidir.

Kognitif terapi sadece başvuranların güncel sorunlarını çözmez aynı zamanda bütün yaşamları süresince sorunlarını çözmekte kullanabilecekleri özel bir takım beceriler de öğretir.

Bu beceriler çarpık düşünceleri saptamak, inançlarını değiştirmek, çevreyle yeni ilişkiler kurmak, ve davranış değişikliğidir.

Özetle bilişsel davranışçı terapi

SIKINTI YARATAN BELIRTILERI HEDEF ALAN

SIKINTIYI AZALTMAYI

DÜŞÜNCE BIÇIMLERINI YENIDEN GÖZDEN GEÇIRMEYI

SORUN ÇÖZMEDE YARDIMCI OLACAK YENI STRATEJILER ÖĞRETMEYI AMAÇLAYAN

etkililiği araştırmalarla gösterilmiş "KANITA DAYALI" bir psikoterapi türüdür.

TERAPİYE NASIL HAZIRLANABİLİRİM?

En önemli ilk adım amaç belirlemektir. Kendi kendinize " Terapinin sonunda nasıl olmayı istiyorum, nelerin değişmesini istiyorum" diye sorun. Özel olarak işte, evinizde, okulda, ailenizde, arkadaşlarınızla, iş arkadaşlarınızla ve diğer insanlarla olan ilişkilerinizde ne gibi değişiklikler olsun istiyorsunuz; şu anda sizi rahatsız eden ne gibi belirtiler yaşıyorsunuz, bunların hangilerinin azalmasını ya da yok olmasını istiyorsunuz. Yaşamınızın daha iyi geçmesini sağlayacak ne gibi başka alanlar olabilir, kültürel, entelektüel ilgiler, bedensel uğraşları arttırmak, kötü alışkanlıklarınızı azaltmak, insan ilişkilerinde yeni beceriler edinmek, evdeki ve işyerinizdeki durumu nasıl daha iyi idare edebileceğinizi öğrenmek gibi konuları zihninizden geçirin. Terapistinizin bu amaçları sizinle birlikte inceleyerek tam olarak saptamanıza ve hangilerinin üzerinde kendi başınıza, hangilerinin ise terapide çalışılabileceği konusunda yardımcı olacaktır.

TERAPİ NE KADAR SÜRER?

Pratik birtakım zorunlu durumlar bir yana bırakıldığında ( belli bir süreyle terapiye gelebilme imkanı gibi) terapinin ne kadar süreceği, terapist ile danışan tarafından birlikte karar verilir. Genellikle 2-3 seanstan sonra ilk seanslarda ortaya konan amaçlara ne kadar sürede ulaşılabileceği konusunda terapistin kabaca bir fikri olur. Bazı danışanlar için 6-10 görüşme gibi çok kısa bir süre yeterli olabilir. Daha uzun süreli sorunları olan kimi danışanlar, aylarca hatta bir yılı geçen süre boyunca terapide kalmayı seçebilir. Danışanla başlangıçta, çok ağır bir kriz durumu söz konusu değilse haftada bir kez görüşülür. Kişi kendini daha iyi hissetmeye başlar başlamaz, seansların aralığı açılmaya başlar, önce 15günde bir, daha sonra 3 haftada bire doğru görüşmeler kademeli olarak seyrekleştirilir. Bu henüz terapide iken öğrenilen becerilerin gündelik hayat içinde uygulanarak denenmesi şansını verir. Terapi sona erdikten 3,6 ve 12 ay sonra birer güçlendirme seansı yapılır.

TERAPİYLE BİRLİKTE İLAÇ KULLANILIR MI?

Bilişsel terapi ile ilaç tedavisinin birlikte yürümesi mümkündür. İlaç kullanılması gerektiği durumda terapistiniz bu durumu size söyleyerek durumun avantajlarını ve dezavantajlarını sizinle tartışacaktır. Birçok durum hiç ilaç kullanmadan tedavi edileceği gibi sadece ilaç kullanımıyla geçen sorunlar söz konusu olabilir. Her iki tedavi türünün de etkili olduğu durumlarda tercih danışmaya gelen kişiye bağlıdır. Bazı durumlar genellikle iki tedavinin birlikte kullanımına daha iyi cevap verir.

TERAPİNİN İŞE YARADIĞINI NERDEN ANLAYABİLİRİM?

Birçok danışan, eğer güvenerek ve inanarak seanslara devam eder ve seans dışı zamanlarda önerilen teknikleri her gün gündelik yaşamlarında kullanırlarsa 4 – 5 seans sonra belirtilerinde bir azalma fark etmeye başlar. Aynı zamanda uygulanan psikolojik testlerde objektif olarak birkaç hafta içinde düşme gerçekleşir. Özetlersek; kendisini daha iyi hissetmeye başlar.

davranışçı terapinin aşağıda sayılan sık görülen psikiyatrik bozuklukların tedavisinde etkili olduğunu göstermiş ve KOGNİTİF (BILIŞSEL) DAVRANIŞÇI TERAPI bu bozuklukların tedavisini konu alan pek çok kilavuzda etkili bir tedavi yöntemi olarak yer almiştir:

  • ANKSIYETE BOZUKLUKLARI
  • OBSESIF KOMPULSIF BOZUKLUK
  • PANIK BOZUKLUK
  • HIPOKONDRIYAZIS
  • TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU
  • YAYGIN ANKSIYETE BOZUKLUĞU
  • DEPRESYON
  • CINSEL IŞLEV BOZUKLUKLARI
  • ÇIFT TEDAVILERI VE AILE TERAPILERI
  • ALKOL VE MADDE KÖTÜYE KULLANIMI
  • YEME BOZUKLUKLARI
  • SOMATOFORM BOZUKLUKLAR
  • SOSYAL FOBI
  • ÖZGÜL FOBILER
  • TIK GIBI ÇEŞITLI DAVRANIŞ PROBLEMLERI
  • YEME BOZUKLUKLARI

Ayrıca KDT'nin aşağıda yer alan diğer durumlarda da tedaviye katkı sağladığı gösterilmiştir:

  • ŞIZOFRENI
  • İKI UÇLU BOZUKLUK (BIPOLAR BOZUKLUK)
  • ÖFKE KONTROLÜ
  • KIŞILIK BOZUKLUKLARI
  • AĞRI KONTROLÜ
  • ÇEŞITLI SAĞLIK SORUNLARI

Bilişsel davranışçı tedaviler özellikle depresyonda oldukça etkilidir. Tedavi süresi depresyonun ağırlığına bağlı olmakla değişir. Orta ve ağır düzeyde depresyonda İlaç tedavisi artı bilişsel davranışçı terapi oldukça işe yarayan bir yöntemdir.

Sayfa Özeti: Bilişsel Terapi

Anahtar Kelimeler:

Bize Ulaşın: 0242 317 08 97
Psikiyatrist İletişim Formu Web Tasarım web tasarımı